Tehlikeli patojenlerle çalışan laboratuvar sayısı dünya genelinde arttı

Dünya çapında bir grup araştırmacı “Küresel BioLab Raporu 2023”ü yayınladı.

Rapor, tehlikeli patojenlerle çalışan laboratuvar sayısının dünya genelinde 100’ün üzerine çıktığını belgeledi. Faaliyette olan, yapım aşamasında olan veya planlanan BSL4 laboratuvarlarının sayısının iki yıl içinde 10 arttığını tespit edilerek, bu sayının 2021’de 23 ülkede 59 iken şu anda 27 ülkede 69’a ulaşmış durumda olduğu kaydedildi.

BSL4 LABORATUVARLARININ SAYISI ARTTI

Newsweek’in aktardığına göre, BSL4 laboratuvarları, ciddi hastalıklara neden olabilen ve tedavisi veya aşısı bulunmayan en tehlikeli bakteri ve virüslerle güvenli ve emniyetli bir şekilde çalışmak üzere tasarlanmış ve inşa edilmiş laboratuvarlardır. Bu tür laboratuvarların Ebola, Marburg veya Hemorajik ateşlere neden olan patojenleri içerdikleri ifade edildi.

BSL4 laboratuvarlarının yaklaşık dörtte üçü şehirleşmiş bölgelerde bulunduğu, bunun da herhangi bir patojenin dağılması durumunda riskleri artırdığı belirtildi.

Londra King’s Koleji’den raporun yazarı Filippa Lentzos, “Temel eğilim, tehlikeli patojenleri işleyen laboratuarların sayısının dünya çapında hızla artması, ancak bu patlamaya yeterli denetimin eşlik etmemesi ve bunun biyogüvenlik ve biyogüvenlik endişelerini artırmasıdır” dedi.

Dünya genelindeki BSL4 laboratuarlarının sayısının, 2001 yılında ABD‘de meydana gelen şarbonlu mektup saldırıları ve 2003 yılında Asya’da ortaya çıkan SARS salgınından bu yana giderek arttığı bildirilerek, bu durumun doğal olarak ortaya çıkan ve insan yapımı biyolojik tehditlerin yarattığı tehdide ilişkin endişeleri tetiklediği kaydedildi.

LABORATUVARLAR BİYO-RİSK KONUSUNDA ZAYIF

Ancak Lentzos, Covid-19 pandemisinin başlangıcından bu yana laboratuvarları inşa eden ülkelerin çoğunun biyo-risk yönetimi konusunda düşük puan aldığını söyledi.

Dokuz ülkenin pandeminin başlangıcından bu yana 12 yeni BSL4 laboratuvarı kurmayı planladığını duyurdu. Yeni laboratuvarlar Çin, Hindistan, Kazakistan, Tayvan, Filipinler, Suudi Arabistan, Singapur, Japonya ve Fildişi Sahili‘nde inşa edilecek.

Lentzos, “Filipinler, Fildişi Sahili ve Suudi Arabistan ilk kez BSL4 laboratuarları kuruyor, ancak biyo-risk yönetimi gözetimi konusunda düşük puan alıyorlar. Laboratuvarlar henüz tamamlanıp faaliyete geçmediğinden, biyogüvenlik, biyogüvenlik ve çift kullanımlı araştırmalara ilişkin ulusal yasa ve yönetmeliklerin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi için hala zaman var” dedi.

BSL4 laboratuvarlarının en yoğun olduğu Avrupa’da 24 laboratuvarın faaliyette olduğu, bir tanesinin İngiltere‘de inşa halinde olduğu ve bir diğerinin de İspanya‘da planlama aşamasında olduğu belirtildi. Biri ABD’de yapım aşamasında olan 15 laboratuvarın yanı sıra Kanada ve ABD’de yapımı planlanan iki laboratuvarın bulunduğu bildirildi.

BSL3+ LABORATUVARLARDA DA ARTIŞ KAYDEDİLDİ

Rapor, aynı zamanda BSL3+ olarak adlandırılan ve çoğu Avrupa ve Kuzey Amerika’da olmak üzere dünya çapında 57 adet bulunan laboratuvarların artışına da dikkat çekiyor.

Raporda, “BSL3+’yı neyin oluşturduğuna dair çok sınırlı ulusal biyogüvenlik kılavuzu var ve uluslararası bir kılavuz yok ve bu geliştirmelerin bu laboratuvarlarda yürütülen daha riskli araştırmalar için gerçekten yeterli düzeyde ek güvenlik sağladığını gösteren çok az araştırma var ya da hiç yok” denildi.

RAPORDA DEVLETLERE YÖNELİK ÖNERİLER YER ALDI

Raporun yazarları, BSL4 ve BSL3+ laboratuvarları tarafından sunulan risklerin ele alınması için acil eylem çağrısında bulundu.

Lentzos, “Uygun uluslararası standartların mevcut olduğundan ve bunların uygulandığından emin olmamız gerekiyor. Bu laboratuvarları inşa etmenin riskleri var, bu yüzden küresel bir topluluk olarak bunları inşa etmek için en iyi yerlerin nereler olduğu ve kaç BSL4 laboratuvarının yeterli olduğu konusunda bir konuşma yapmamız gerekiyor” diye konuştu.

Rapor, devletlerin biyo-risk yönetimine ilişkin gönüllü küresel standartları mevzuat ve kılavuzlara dahil etmelerini önermekte, halihazırda ulusal bir biyogüvenlik derneği bulunmayan devletlerin, ilgili profesyonel ekipler tarafından bir dernek kurulmasını teşvik etmesi ve desteklemesi gerektiğini belirtiyor.

“ACİLEN KOORDİNELİ BİR EYLEME İHTİYACIMIZ VAR”

Raporda yer alan bir başka öneride de devletlerin, biyolab faaliyetleri hakkında eksiksiz, düzenli ve şeffaf raporlama yapmalarıdır. Raporda ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü‘nün BSL3+ laboratuvarları için kriterler ve rehberlik geliştirmek de dahil olmak üzere atabileceği bir dizi adım da yer alıyor.

George Mason Üniversitesi Schar Politika ve Hükümet Okulu’ndan raporun yazarlarından Gregory Koblentz, “Artan biyolojik riskleri ele almak için acilen koordineli bir uluslararası eyleme ihtiyacımız var” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir